AÖF İNGİLİZCE 2

Merhaba!

AÖF İngilizce 2 dersi kapsamında hazırlanan konu anlatımları ve ünite kelime listeleri paylaşımlarına hoş geldiniz!

Bu paylaşımda ve yukarıdaki ana menüdeki AÖF İngilizce menüsünde sizler için hazırlanan konu anlatımlarına, kelime listelerine ve kelime kartlarıyla kelime listelerine ulaşabilirsiniz.

Yardımcı olabilmek dileğiyle,

Derslerinizde başarılar dileriz,

My English Space

 

AÖF İNGİLİZCE 2 ÜNİTE 4A konu anlatımını bu paylaşım altında bulabilirsiniz ve daha sonra kelime kartlarını kullanarak kalıcılığı sağlayabilirsiniz.

Part A – “be going to”

İngilizce’de gelecek zamandan bahsetmenin farklı yolları vardır. Bunu gelecek zaman (future tense) yapılarından birini kullanarak veya şimdiki zaman (present time) yapıları ile de yapabiliriz. Bu yüzden bazı durumlarda birden fazla seçeneğimiz olabilir, ancak bağlama odaklanmak daha doğru bir seçim olacaktır.

 

Dersimize “be going to” yapısı ile kurulan gelecek zaman cümleleri ile başlıyoruz. Bu yapı, Türkçe’de fiilin sonuna getirdiğimiz “-ecek” ekinin karşılığıdır.

 

Affirmative (+) Negative (-) Interrogative (?)
Future with “be going to” We are going to drive all morning. We aren’t going to drive all morning. Are we going to drive all morning?
She is going to stay home. She isn’t going to stay home. Is she going to stay home?

 

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, “be going to” yapısı içindeki yardımcı fiil “be”dir ve farklı şahıslara göre “am / is / are” şeklinde değişmektedir. “be going to” yapısından sonra gelen ana fiilin yalın halde kullanıldığına dikkat ediniz. Soru cümlelerine kısa cevap verirken, her zaman olduğu gibi sadece yardımcı fiille, yani bu zamanda şahsa göre değişmiş “be” ile cevap veririz.

 

I am / I’m going to visit you.

(Seni ziyaret edeceğim.)

 

You are / You’re going to study English.

(İngilizce çalışacaksın.)

 

He is / He’s going to do shopping.

(Alışveriş yapacak.)

 

She is not going to see him again.

(Onu tekrar görmeyecek.)

 

It is not going to snow.

(Kar yağmayacak.)

 

We are going to ski.

(Kayak yapacağız.)

 

Are you going to use your mobile phones?

(Cep telefonunuzu kullanacak mısınız?)

Yes, we are. / Yes, we are going to use our mobile phones.

(Evet, kullanacağız. / Evet, cep telefonumuzu kullanacağız.)

No, we aren’t. / No, we aren’t going to use our mobile phones.

(Hayır, kullanmayacağız. / Hayır, cep telefonlarımızı kullanmayacağız.)

 

They are going to fly to Rome.

(Roma’ya uçacaklar.)

 

Kısa olumlu cevaplarda, “be”nin kısaltılamadığını lütfen unutmayalım.

 

Şimdi “be going to”nun hangi durumlarda kullandığımızı inceleyelim.

Gelecek zamanda yapmayı planladığımız şeyler/niyetlerimiz için bu zamanı kullanırız. “will”in aksine, kesinlik söz konusudur.

When he starts working, he is going to buy a car.

(Çalışmaya başladığında, bir araba satın alacak.)

 

We are going to visit art museums when we are in Spain.

(İspanya’dayken, sanat müzelerini gezeceğiz.)

 

Gelecek zamanla sıklıkla kullanılan zaman ifadeleri şunlardır:

tomorrow

(yarın)

 

tomorrow morning / evening / night… etc.

(yarın sabah / akşam / gece vb).

 

next day / week / weekend / August / winter… etc.

(ertesi gün / gelecek hafta / haftasonu / Ağustos / kış vb.)

 

in the future, in 2045, in a few days / weeks / months…, soon, in the near future, … etc.

(gelecekte, 2014’de, birkaç gün / hafta / ay içinde, kısa zaman içinde, yakın gelecekte vb.)

 

Part A – Object Pronouns

İngilizce’de kişiler cümlenin nesnesi/tümleci (object) olarak görev yapabilirler. Bu durumda özel isim kullanmak yerine zamir kullanmak istediğimizde, aşağıdaki liste size yardımcı olacaktır.

 

Subject Pronoun     Object Pronoun

I                                        me (beni, bana)

You                                  you (seni, sana)

He                                    him (onu, ona)

She                                   her (onu, ona)

It                                      it (onu, ona)

We                                   us (bizi, bize)

You                                  you (sizi, size)

They                                them (onları, onlara)

Tom gave this to me.

(Tom, buna bana verdi.)

I saw her in the garden.

(Onu bahçede gördüm.)

We listened to them.

(Onları dinledik.)

Bu konu anlatımını beğendiyseniz, bunu sayfanın altındaki sosyal medya bağlantılarında paylaşabilir ve ne kadar çok beğendiğinizi işaretleyebilirsiniz (Rate).

basit ingilizce bedava ingilizce çeviri daily english dil kursu english idioms

evde ingilizce ingilizce alıştırma ingilizce ders ingilizce gramer ingilizce kelime ingilizce konu anlatımı ingilizce konuşma ingilizce kursu ingilizce türkçe ingilizce video kolay ingilizce learn english proverbs ingilizce deyimler ingilizce atasözleri ingilizce vocabulary ingilizce kelime

açıköğretim ingilizce aöf ingilizce aöf ingilizce çıkmış sorular aöf sınav sonuçları aöf ingilizce konu anlatımı aöf ingilizce ders notları aöf İngilizce videoları aöf İngilizce ara sınav aöf ingilizce final

%d bloggers like this: